Ne zaman ki, dikkatim ataların atası Yunus Emre’nin “Bezirgânım, metaım çok/ Alana satmaya geldim” beytine odaklandı, işte o zaman ticarete bakış açım değişti. Yunus Emre’nin anladığı ve bana anlattığı bezirgânlık, neyi olursa olsun, kime olursa olsun satmak değildi. Müşteriyi bulmak zahmete katlanmayı gerektiriyordu ve meta ile müşterinin buluşması katlanılan zahmete değerdi. Ticaret, kıymetin takdir edilmesi bağlamında yüce bir eylemdi ve bunu bilmiş olmakla ticaretin başka türlüsünü kınama mazeretine sahiptik. İşbu başkalıkla malûl, zelil ticaretle benim bir bağım yok; müflis bir tâcir olmaktan kurtaran bağımsızlıkla yaşamam ferahlatıyor beni.

*

Herkes gündelik ilişkilerin yalanın ortaya çıkmamasıyla yürüyeceğini baştan kabullenmiştir. Dayanaksız uzlaşmalarla yaşamanın kolaylığıyla mest olmayan yok. Alkış almak, birdenbire kendi başına bir hedef oluveriyor.

*

Cemal Nadir Güler’in çocukluğumda gördüğüm bir karikatürünü hatırlıyorum: Palmiyelerin altında bir Avrupalı Afrikalıya soruyor: “Sizin topunuz, tankınız, tayyareniz yok mu?” – “Hayır bayım, biz vahşi insanlarız.”

*

Bir İslâm medeniyetinden söz etmek mümkün değil, çünkü Müslümanlar dünyada ne entelektüel planda, ne iktisadi planda, ne sosyal tavırlar bakımından kendilerine mahsus özellikleri arz etmiyor ve hiç göstermiyorlar. Daha da vahimi kendilerini kendi kimlikleriyle dünyaya kabul ettirir durumda hiç değiller. Kendilerini bir şeyler yapmak mecburiyetinde hissediyorlar, fakat bu yapmak mecburiyetinde oldukları şeylerin İslamî özellikte olan şeyler olmadığı kanaatindeler.

*

Çünkü bir kültürün canlılığı bir cazibe odağı olmasındadır. Yani kültürü canlı kılan başkalarının da öyle yapmaya gayret etmeleri; öyle yaptıkları zaman avantajlı çıkmalarıdır. Nitekim Batı medeniyetinin tek hâkim medeniyet, yalnız tek hâkim medeniyet değil, aynı zamanda “tek” medeniyet olduğunun da belirgin göstergesi budur. Çünkü insanların yapmaya çalıştıkları şeyler, Batılı normlara uygun şeylerdir bugün bütün dünyada.

*

Bir zamanların olağandışı durumunu normalmiş sanan zihinler arasında Müslümanlar da var; çünkü günümüzde onlar da yükseldiğini sanıyorlar İslamiyet’in. Hayır, öyle bir şey yok. Türkiye’de sadece normalleşme var. Bunları niye söylüyorum? Şunun için: Her zaman böyle birtakım cazip şeylere kapılıp düş kurmak kolayımıza geliyor.

*

Her zaman nelerle zihnimizin meşgul olacağı konusunda bize öncülük edeceğini varsaydığımız insan, insanlar ya da odaklar var. Bu düşünceye karşı savaş verilmelidir. Ve onun yerine kendimizin reşit olduğunu kabul eden, lehimize ve aleyhimize olan şeyleri seçme yeterliliğini elimizde tuttuğumuzu belli eden bir tavrı benimsemeliyiz.

İsmet Özel

Şûle Yayınları

Kategoriler: NOTLAR

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir