Aşk size işmar ettiğinde izleyin onu.
Yollar çetin ve sarp olsa da.
Ve kanatları sizi sarmaladığında râm olun ona,
Telekleri arasındaki gizli kılıç sizi yaralayacak olsa da.
Ve sizinle konuştuğunda inanın ona,
Şimal rüzgârının bahçeyi tarumar edişi gibi,
Onun sesi rüyalarınızı darmadağın etse de.
Zira aşk nasıl sizi taçlandırırsa öyle de sizi çarmıha gerecektir.
Nasıl serpilmeniz içinse öyle de budanmanız içindir.
Nasıl yüksekliğinize erişir ve güneşte titreşen en körpe dallarınızı okşarsa,
Öyle de köklerinize inecek ve toprağa sımsıkı tutunurlarken onları sarsacaktır.
*
Aşk hiçbir şey vermez, kendinden gayrı ve hiçbir şey almaz, kendinden gayrı.
Aşk sahip olmaz, ne de sahip olunabilir.
Zira aşk kâfidir aşka.
*
Aşık olduğunuz zaman “Allah benim kalbimdedir” dememelisiniz; fakat daha ziyade “Ben Allah’ın kalbindeyim” demelisiniz. Ve aşkın seyrini yönlendirebileceğinizi düşünmeyin; zira sizi lâyık bulursa şayet, aşk sizin seyrinizi yönlendirir.
*
Aşkın hiçbir arzusu yoktur, kendini gerçekleştirmekten gayrı.
Fakat aşık olursanız ve muhakkak arzulara sahip olmanız gerekiyorsa arzularınız şunlar olsun;
Erimek ve akan bir dere misali olmak, ezgisini geceye mırıldanan.
Aşırı hassasiyetin ıstırabını tanımak. Kendi aşk anlayışınız tarafından yaralanmak.
Ve kanamak, teşne ve pür neşe.
Şafakta kanatlanmış bir gönülle uyanmak ve şükran duymak bir başka aşk gününe.
Öğleyin dinlenmek ve tefekkür etmek aşkın vecdini.
Akşamleyin eve dönmek minnettarlıkla.
Ve sonra uyumak; yüreğinizde sevgiliye dair bir dua ve dudaklarınızda bir şükür ilahisiyle.
*
Ve ihtiyaç kaygısı ihtiyacın kendisinden başka nedir ki? Kuyunuz dopdoluyken susuzluktan korkmak, dindirilemez bir susuzluk değil mi?
***
Halil Cibran
Kaknüs Yayınları / Halil Cibran Kitaplığı


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir