Söyler misiniz, Nastenka böyle anlarda neden bu hayalcinin içi içine sığmıyor ? Hangi güç, hangi gizli güç, nabzını hızlandırıp gözlerinden yaşlar akıtıyor ? Niçin solgun yüzü, ıslak yanakları cayır cayır yanarken bütün benliğini coşkun bir sevinç kaplıyor ? Neden tükenmez bir sevinç ve mutluluk içinde geçen uykusuz geceler ona bir an kadar kısa geliyor ?

.. Öyledir, Nastenka ! Dışarıdan bakınca aldanır, hayalcimizin benliğini saran tutkunun gerçek olduğuna inanmaya başlarsınız. Bu temelsiz hayallerde gözle görülür, elle tutulur şeylerin olmadığına inanmak pek de kolay değildir. Oysa hepsi yalandır !.. Hem de ne yalan, Nastenka, ne yalan !.. Diyelim aşık olmuştur; sevginin bütün coşkusunu, bıktırıcı üzüntülerini ta içinde duymaktadır.. Şunun yüzünü döndürüp dikkatlice bir bakın ! Çılgınca hayallerinde aşık olduğu sevgilisinin yüzünü bile görmediği kimin aklına gelir, Nastenka ? Onun sevgilisini yalnız baş döndürücü hayallerinde, bir de düşlerinde gördüğünü siz olsanız düşünebilir misiniz ? Bütün dünyaya boş verip bunca yıl el ele, gönül gönüle yaşadıkları yalan olabilir mi ?  Geç vakit, ayrılma saati gelince kapalı, fırtınalı havaya, gözyaşlarını siyah kirpiklerinden kapıp uçuran rüzgâra aldırmadan sevgilisinin göğsüne kapanıp hüngür hüngür ağlayan kadın kimdir öyleyse ? Birbirlerine güvenerek, birbirlerini isteyerek ‘Bunca yıl ta derinden’ severek baş başa gezmeye çıktıkları, terk edilmiş, ıssız, yıkıntılarla dolu yabani, hüzünlü bahçe; yosunla kaplı bahçe yolları hayal miydi ?

Fyodor Dostoyevski


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir